Bugün - 23 Eylül 2014 Salı
İstanbul 21°C
Anasayfa
Hakkımızda
Künyemiz
Yeni Üye
Gündem Siyaset Gençlik Dünya Emek Çeviri Ekoloji Kadın Eğitim Kültür Sanat Forum Diğer »
Yazar Detayları

Rıdvan Turan

Rıdvan Turan - Başbakanın Yalanları

Başbakanın Yalanları
Yazı Tarihi: 30 Haziran 2013 Pazar

Başbakan kendini Gezi direnişini bastırmaya öyle kaptırmış durumda ki yalan üzerine yalan söylüyor.

“İki polis silahla vuruldu, tedavileri hastanede sürüyor,” diyor.

Oysa silahla vurulan polis falan yok.

“Camide içki içtiler,” diyor.

Caminin müezzini “Böyle bir şey olmadı,” diye yanıtlıyor.

Başörtülü kadınların göstericilerce dövüldüğünü söylüyor.

Ortada çıkıp da ben sopa yedim diyen bir kadın yok.

Ardından saydırmaya devam ediyor. Faiz lobisi, uluslararası kuruluşlar, ajanlar falan filan.

Başbakan’ın işi halkına yalan söylemek değildir kuşkusuz. Böyle olsa da şimdiye kadar pek çok kritik eşikte Başbakan’ın halkına gözünün içine baka baka yalan söylediğini gördük. Roboski yalanları daha hala taze.

Başbakan’ın bu denli çok yalana başvurmasının kanımca en önemli sebebi Gezi olaylarını anlayamamış olması.

Ona göre Gezi direnişinin arkasında kendisine yönelik bir derin tezgâh var ve bu tezgâhı açığa çıkarabilmek ve yenilgiye uğratabilmek için de her yolu mubah görüyor. Yalan da bu yollardan birisi. Muhtemelen bu durumu bir “savaş” olarak görüyor ve savaşta düşmana yalan söylemenin caiz olduğundan hareketle yalana başvuruyor. Daha dün de direnişçilere işgal ordusu demişti zaten. Yoksa bu söylediklerine inandığını sanmıyorum. Eğer inanıyorsa ortada korkunç bir psikolojik mesele var demektir. Allah hepimizi böyle bir durumdan korusun!

Başbakan bu denli toplumsal ve siyasal bir meseleyi ikide bir çıktığı mitinglerde direnişçileri AKP tabanına şikâyet ederek çözeceğini sanıyorsa hata ediyor. Ama hata etmekten daha çok da suç işliyor.

Maraş’ta Çorum’da insanları katledilen, Sivas’ta insanları yakılan bir memlekette Başbakan böyle yalanlar söylerse korkunç bir provokasyona davetiye çıkarır. Camide fuhuş yapıldığına, içki içildiğine, başörtülü kadınlara saldırıldığına inanan biri çıkar ve katliam yapar. Bir başbakan -yalan söylemeyi bir kenara bırakın- böylesi durumlar varsa dahi bunları dillendirmez. Bu konuda hassas davranır. Ancak bizim Başbakan’ın siyasetten anladığı çift kale maç yapmaktır. Karşı takımı, kaptanı olduğunu habire söylediği yüzde elliyle yenilgiye uğratmaktır. Bu akıldan galibiyet çıksa da huzur ve mutluluk çıkmaz.

Belki de yukarıdaki yalanlardan çok daha önemli bir başka yalan da Gezi direnişçilerinin Kürt meselesinin çözümüne karşı olduklarına dair savurduğu palavralardır. Bu palavrayı savurarak bir yandan Kürt halkı nezdinde direnişçileri kriminalize etmeye çalışmakta, direnişçilere mesafeli durmalarını temin etmeye çabalamaktadır. Direnişçilerin ulusalcılık çamuruyla kirletilmesini sağlamaya çalışmaktadır. Bu kafa ülkeyi huzura taşıyabilir mi? kendisi de bu söylediğinin yalan olduğunu bal gibi biliyor. Bildiği halde söylüyor. Kürt sorunu gibi stratejik bir sorunun çözümü için çaba sarf ettiğini iddia eden bir hükümetin başı böylesi kritik bir meseleyi bir manipülasyon aracı haline getirir mi? Kendisine karşıt yaratmak yerine taraftar kazanması gerekmez mi? Gerekir eğer gerçekten çözmek amacındaysa. Böyle yaparak Kürtlerin dostuymuş gibi davranıyor ve Kürt halkına direnişçileri şikâyet ediyor. Yıllarımızı Kürt sorununun çözümüne adamış olan bizler değil, aylardır sorunun çözümünde adım atmayan ve sorunu yeniden kilitleyen Erdoğan Kürtlerin dost, öyle mi? Bereket Kürt halkı Erdoğan’ı da tanıyor, bizi de tanıyor. Kimin dost, kimin düşman olduğunu iyi biliyor.

Erdoğan’ın siyasette tek belirleyici olduğu yerde onun polisi de benzer bir yöntem izliyor. İktidar yalakası gazetelerde benim söylediğim sözleri cımbızlayarak direnişin komutunu benim verdiğim imasında bulunmuşlar. Bu bilgilerini de polise dayandırmışlar. “Bizim işimiz Yunanistan sokaklarına öykünmek değil, burayı Yunanistan sokakları haline çevirmektir,” demişim. İyi demişim, hatta eksik demişim! Yunanistan sokaklarında ne oluyor? Polise göre direnişçiler her yeri yakıp yıkıyor. Bir avuç çapulcu etrafı talan ediyor. Onlara göre Gezi direnişinde de adi suçtan başkaca bir şey yok. Mesele baştan ayağa kriminal. Polis Başbakanın baktığı gibi bakıyor. Bize göre ise bu bir hak mücadelesi, özgürlükler mücadelesi. Dolayısıyla onların inzibati tedbir gördükleri yerde biz hak hukuk mücadelesi görüyoruz. İnsanların en temel hak ve özgürlüklerini talep ettiklerini görüyoruz. En alttakilerin eşitlik ve özgürlük çığlığını duyuyoruz. Ha evet Yunanistan sokaklarını bir yakıp yıkan var. O da polisin ta kendisi, bir başka şey değil. Ne diyelim, Başbakan’ının bu yollara başvurduğu yerde polisi ne yapsın.

Son günlerde bir de Elisa meselesi çıkardılar başımıza. Kendisini tanımam bilmem. Kızcağız polisin teröründen SDP’ye sığınmış. Sonra oradan gözaltına alınmış. Eminim bizim partide bir Fransız yakalayınca polisin gözü parlamıştır, aha da ajanı yakaladık, diye. Kızcağıza sen ajansın demişler. Bir de “SDP Genel Başkanı Rıdvan Turan’ın partisine yaptırmak istediği, hayalini kurduğu tarzda, arayıp da bulamayacağı eylemlere” katılıp katılmadığına ilişkin acayip ve bayağı fantastik bir soru sormuşlar. Şimdi de sınır dışı ediyorlarmış. Basından öğrendiğim kadarıyla öğrenci değişim programı kapsamında buraya gelen ve İHD’de çalışan bir öğrenciymiş Elisa. Bu kadar seri halde hayal kurmayı ve hayali gerçek sanmayı polis Başbakan’ından öğreniyor olsa gerek. Allah ıslah etsin, ne diyeyim!

Neyse sadede gelelim.

“Gezi eylemcileri kutsalımıza el ve dil uzatıyor,” diye dindarlara şikâyet eden,

“Gezi eylemcileri barışa karşı duruyor,” diye Kürt halkına şikâyet eden bir Başbakan’ımız var.

Halkı alenen kin ve nefrete tahrik ediyor. Bizim konuştuğumuz iki kelime kovuşturma gerekçesi olurken Başbakan’a kimse yan gözle dahi bakamıyor.

Eğer bu sekter siyasal tarzla Başbakan kendi siyasal sonunu hazırlamıyorsa emin olun ki bu memleketin sonunu hazırlıyor...

 
İletişim E-Posta: ridvanturan@gelecekgazetesi.org - Telefon: Okunma Sayısı: 1857
 
Yorumlar
Diğer Yazıları

Barışın teminatı Rojava
İşçinin hesabına ölüm kalıyor
Takipsizlik ve ahlaksızlık
Dimyat’a pirince gidenler...
Türkiyelileşmek istemiyorum!
Seçimden ne çıktı? (1)
Yalnız cumhurbaşkanı değil, aynı zamanda kaderimizi belirleyeceğiz
Kendi pisliğinde boğulanlar
Bölgede yitirilen prestij ülkede kazanılamaz!
Seçim, rejimin sahipleriyle, rejimin gadrine uğramışları arasında
Rojava direnişi tüm mazlumların direnişidir
"Terörü sona erdirmek" için çıkacak kanunla Kürt sorunu çözülür mü?
Sol HDP’yi daraltır mı?
HDP Kongresine Giderken Esas Sorun
Oyun kurucu mu figüran mı?
Stratejik derinlik vurgun yedi!
Bin odalı ucube!
Erdoğan'ın sonucu
Komplo değil kar hırsı!
Üç patron ve bir katliam planı: SOMA!..
Hedefimiz bir dahaki sene de, sonraki sene de Taksim!
Riskler ve İmkanlar
Sultanlık olmadı Cumhurbaşkanlığı verelim?
Katliamların kıyısında dolaşırken Cumhurbaşkanlığı seçimiyle avunmak
Yerel seçimler: Paralel milletin inşası ve bir rejim oylaması
Neden HDP’ye oy veriyorum?
Bir diktatör, iki gazeteci ve yolun sonu
Berkin’i öldüren, HDP’ye saldıran
Erdoğan, Abdülhamit ve İstibdat
Evet öyle bir parti vardır; o parti HDP' dir!
Ne verdi ki gittiğinde mahrum kalalım
DK Yargılaması: Bir Hukuk Cinayeti
Abdullah Gürgen kabahatsizse…
AB AB olalı böyle matrak şey görmedi!
Paralel devlet, demokrasi, diktatörlük
Darbecilik suçtur ama kapitalizmi pas geçmek daha büyük bir suçtur
Denize düşen yılana, krize düşen Ergenekon’a
Erdoğan’ın ikilemi
Devlet çöktü!
Devletin paraleli AKP’nin Cemaati
Devletin paraleli AKP'nin cemaati
Kara propaganda ve Karargâh komplosu
“Yeni Türkiye“ hayırlı olsun
Durun siz kardeşsiniz!
Tarihi buluşma değil PR çalışması!
Abdullah Öcalan’dan mı yanasınız Cemil Bayık’tan mı?
III. George gibi tahttan olmak var ama delilik sebebiyle kurtulmak yok!
HDK/HDP: Düşman saldırıyor demek ki doğru yoldayız!
Paket, Gezi, Demokrasi
Çok geç, çok az!
AKP tünelinin sonunda demokrasi yoksa tutsak tünelinin sonunda özgürlük vardır!
“Biz artık bu müsamerede yokuz”!
İstikrar zorla sağlanmaz
Gezi'ciyim; Mısır'da halkın yanında, İstanbul’da olimpiyatın karşısındayım!
Olması gereken oldu
Bağzı Sloganlar Vardır
AKP SDP’ye ne mesaj vermek istiyor?
Yemezler, o fasıl çoktan geride kaldı
Kürt meselesi(nde çözüm) Gezi direnişinin prizmasından yansıyor!
Başbakanın Yalanları
Direnişin kodları ve konvansiyonel siyaset - 2
Direnişin kodları ve konvansiyonel siyaset
Diğer Yazarlar

301 İşçi öldüğünde böyle ağlamadılar
“Bana bir masal anlat…”
Yeniden SÜTAŞ direnişi
Üç korner, bi penaltı…
Okul zilleri tecavüzcüler için de çalıyor
Ayça Yanar: Adaleti saraylara, işçileri mezarlara hapis ettirmeyeceğiz!
Çağlar Kara: Futbolun ağalarına bir çift laf...
Sinem Şahin: Sermayenin arka cebini dolduran eğitim sistemi
TEOG’u da, anadilde eğitimin sadece özel okullara bağlanmasını da tanımıyoruz
SDP LGBTİ komisyonu piroz be!
Yazarlar
Rıdvan Turan
Barışın teminatı Rojava
  Türkiye Ortadoğu’da siyasal hes...
Yeşim Ergün
TEOG’u da, anadilde eğitimin sadece özel okullara bağlanmasını da tanımıyoruz
Anadil insanın düşündüğü, ağıt...
Nurşen Yıldırım
Rujumdan Sana Ne
İster mavi yakalı, ister beyaz yakalı olsun, ister...
Ayça Güngör
“Bana bir masal anlat…”
“İnsanların ardından hikayeleri kalır.&rdquo...
İ. Metin Ayçiçek
“Atom Karınca” öldü mü?
Ve gün, acı haberle birlikte geldi. Gün...
İnce Memed
Ayça Yanar: Adaleti saraylara, işçileri mezarlara hapis ettirmeyeceğiz!
  Gözlerimizi cinayetlerin, tutuklamanı...
Ufuk Göllü
İşçi sınıfı mücadelesinde özne ve nesne diyalektiği
Ülkemiz coğrafyasında sınıf mücadelesi k...
Filiz Kurnaz
301 İşçi öldüğünde böyle ağlamadılar
300’ün üzerinde işçinin mad...
Gençliğin Sesi
Sinem Şahin: Sermayenin arka cebini dolduran eğitim sistemi
Son zamanlarda sizin oralarda durumun özeti n...
Ebru Dinçel
Okul zilleri tecavüzcüler için de çalıyor
Pazartesi günü okulların zilleri yeniden...
Ahmet Kale
Oportünizm nedir?
“Bu kitabın birinci ayrımında: Oportüni...
Benazir Coşkun
Savaş ve Kadın Devrimi!
Savaşların altyapısal sebep ve sonuçları no...
Gökhan Taşyakan
Üç korner, bi penaltı…
Endüstriyel futbol denilince hiç kuşku...
Musa Piroğlu
Yeniden SÜTAŞ direnişi
Sütaş bu ülkedeki büyük şirket...
Akın Birdal
Hukuksuzluğun iç ve dış boyutu
Almanya’nın önde gelen dergilerinden De...
Konuk Yazar
Çağlar Kara: Futbolun ağalarına bir çift laf...
Evet, ağalar. Futbol sezonu yeniden başladı. O g&u...
Asuman Ada
SDP LGBTİ komisyonu piroz be!
Türkiye ve Kürdistan LGBTİ hareketi yıll...
M. Ulaş Bayraktaroğlu
OSMANLI DEVLETİNİN SON HAMLESİ: TÜRK ULUSÇULUĞU VE CİHAT POLİTİKASI
Almanya ve müttefikleri I. Emperyalist paylaş...
Serap Güneş
31 Mart senaryosu
Seçim kulissiz olmaz. Tüm arazlarına r...
Özkan Özdem
Hırsız emekçi
Kahramanmaraş'ta bir bakkaldan 27 lira çala...
Selda T.
Cehennemin Çocukları
AKP’si ve paraleli, bürokrasinin ve yar...
Cansu Akkılıç
Barışa 14,5 Yıl!
Ali Emre Ecer ve Seçkin Savaş. Biri Ege &Uu...
Röportajlar
ICF işçisi: Yat kat değil, emeğimizin karşılığını istiyoruz
Sendikalaşma sürecini anlatır mısınız? Saime G: Sendikalaşma sürecimiz uzun zamandır vardı ama bir türlü hayata geçememişti daha &o...
»
»
»
Arşiv Arama
Gündem

Anasayfa
Site Haritası
Sitenize Ekleyin
RSS Kaynağı
Hakkımızda
Künyemiz
Facebook
Twitter
Bize Ulaşın
Copyright ©2013 - Tüm hakları saklı tutulmaktadır.
Bu sitede yayınlanan tüm resim, materyal ve içeriğin telif hakları tarafımızca saklı olup izinsiz alınıp kullanılamaz.
(143 Online) 0,19ms